İstanbul’un suyla kurduğu binlerce yıllık ilişkiyi çok boyutlu bir dokuma kumaş gibi ele alan video yerleştirme, kent ve sakinleri arasındaki müzakere sürecine bu mercekten bakma önerisi getirir. Bu süreçte eşitlik, adalet ve kentlilik hakkı gibi kavramların ne kadar hayata geçebildiğini araştıran anlatı, kentte suyu kullanma biçimlerindeki özensizliği ve bunun uzun-orta vadeli etkilerinin boyutlarını tarih, tıp, arkeoloji ve jeolojinin de aralarında olduğu disiplinler odağında ve sanatsal üretimin sınırları içinde anlamaya çalışır. Akademisyen ve araştırmacıların işaret ettiği farklı tarihsel dönemlere ait su mitleri, su yolları, su yapıları, şehre su taşıma yöntemleri, su politikaları, hijyen önlemleri, kentlilik bilinci, arkeolojik bulgular gibi unsurlar ışığında suyun kent hayatında temas ettiği noktaları araştırır. Bugünü dünden anlamayı amaçlayan çalışma, çağlar boyu kesintisiz kültür tabakalanmasının görüldüğü İstanbul’dan gelip geçmiş çeşitli toplumların yaşamında suyun sosyolojik ve dinsel önemine değinerek günümüze kalanlara bakar.