Atlı Köşk | SSM

Atlı Köşk

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul’un Boğaziçi kıyısındaki en eski yerleşimlerden biri olan Emirgan’da yer alır. Atlı Köşk olarak bilinen ve müzenin ana binası olan köşkün mimari projesi, 1925’te Mısırlı Hıdiv ailesinden Prens Mehmed Ali Hasan tarafından İtalyan mimar Edoardo De Nari’ye sipariş edilmiştir. 1927’de tamamlanan köşk, uzun yıllar boyunca Hıdiv ailesinin farklı üyeleri tarafından konut olarak kullanılmıştır.

Mehmed Ali Hasan’ın 1945’teki ölümü üzerine oğulları Prens Mehmed İzzeddin Hasan ve Prens İsmail İzzeddin Hasan’a miras kalan köşkü, iş adamı Hacı Ömer Sabancı içindeki değerli eşya ve mobilyalarla birlikte 1951’de satın almıştır. Sabancı, kalabalık ailesiyle birlikte yaz aylarını geçirdiği köşkün bahçesini yeniden düzenlerken, İtalya'dan sipariş ettiği bir bronz at heykeli 1955’te bahçenin girişine yerleştirilmiştir. 1956'da ise Moda'daki Mahmud Muhtar Paşa Köşkü'nde düzenlenen müzayededen alınan bir diğer at heykeli Köşk'ün önünde konumlanmıştır. Zengin geçmişe sahip bu iki at, zamanla köşk ile özdeşleşir.

Köşkten içeri adım attığınızda, bir ailenin gündelik yaşamına ait izlerle yıllar içinde özenle oluşmuş bir sanat koleksiyonunu, birbirini tamamlayan bir bütün olarak karşınızda bulursunuz. Alt katta yer alan ve özgün dokusunu koruyan “Aile Odaları” 19. yüzyılda Osmanlı seçkinlerinin Batı’ya yönelen estetik tercihlerini yansıtır. Altın varaklı aynalar, ipek döşemeli koltuklar, Napolyon armalı vazolar, Fransız goblen takımlar, İran halıları ve zarif tablolar, İstanbul’un kültürel modernleşmesinde iç mekân dekorasyonunun nasıl dönüştüğüne dair somut ipuçları sunar. Renklerine atfen “Pembe Oda” ve “Mavi Oda” olarak anılan kabul salonları ile gösterişli Yemek Odası, bir dönem Sabancı ailesinin yanı sıra Türkiye’yi ziyaret eden diplomatlara ve kültürel temsilcilere ev sahipliği yapmıştır.

Bu katta yer alan dikkat çekici çağdaş yapıtlardan biri de Ai Weiwei’nin Sütun (2006–2007) adlı porselen enstalasyonudur. Çin’in tarihî “porselen başkenti” Jingdezhen’de üretilen bu iki parçalık anıtsal eser, sanatçının geleneksel zanaatla çağdaş yorumu buluşturduğu ve ölçek, çoklu üretim ile biçimsel karmaşıklığı sorguladığı bir yapıttır. 2017–2018 yıllarında müzede düzenlenen Porselene Dair başlıklı serginin ardından koleksiyona katılan Sütun, porselenin tarihsel ve simgesel gücünü güncel bir anlatımla yeniden düşünmeye davet eder.

Köşkün üst katına çıkıldığında, ziyaretçiyi Türk ve İslam sanatlarının nadide örneklerinden oluşan Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu karşılar. 14. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıla uzanan bu koleksiyonda el yazması Kuran-ı Kerim’ler, dua kitapları, müzehhip ve hattatların tek yaprak eserleri, tuğralı diplomatik belgeler ve yazımda kullanılan gümüş, mercan, fildişi gibi değerli materyallerden üretilmiş zarif yazı gereçleri yer alır. Koleksiyon, Osmanlı hat sanatının gelişimini yansıtan önemli isimlerle temsil edilir: Şeyh Hamdullah (ö. 1520), Derviş Ali (ö. 1673), Hafız Osman (ö. 1698), Şekerzade Mehmed (ö. 1753), Mahmud Celaleddin (ö. 1829), Sami Efendi (ö. 1912) ve Necmeddin Okyay (ö. 1976).

Koleksiyonun çağdaş sanatla bağını kuran ise Kutluğ Ataman’ın Mezopotamya Dramaturjileri / Su, no. 5 adlı video enstalasyonudur. Sanatçının simetrik yazı kompozisyonlarını dijital bir yorumla yeniden inşa ettiği bu yapıt, gelenek ile çağdaşlık arasında yeni bir görsel dil önerir. Etiketlerde yer alan QR kodlar sayesinde ziyaretçiler, yazma eserlerin tamamını dijital olarak inceleme olanağına da sahiptir.

Bahçede yer alan Anish Kapoor’un Çift adlı granit heykeli ise, ışık ve boşluk arasındaki geçişkenliği odağına alarak mekân algısını yeniden düşünmeye çağırır. 2013–2014 yıllarında SSM’de düzenlenen kişisel sergi sonrasında koleksiyona katılan bu yansıtıcı yapıt, köşkün tarihsel dokusuna güncel bir katman ekler.