Şevket Dağ
1875-1944
II. Selim Türbesi Kapısı
1909
Türk resminde iç mekân türünü kapsamlı biçimde ele alan ilk ressam olarak öne çıkan Şevket Dağ, 1875'te İstanbul'da doğar ve Sanâyi-i Nefîse Mektebi'ni 1897'de sınıf birincisi olarak tamamlar. Kariyeri boyunca İstanbul'un cami, türbe ve saray yapılarını tuvaline taşır, dönemin pek çok ressamının aksine hiç yurt dışına çıkmaz ve tüm üretimini kendi şehrinin yapılarına adar. Buna karşın eserleri uluslararası arenada da ilgi görür; 1909'da Münih Glaspalast sergisine katılan ressam, aynı yıl altın madalyayla ödüllendirilir.
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı ressamları, kültürel mirasın görsel belgelenmesini sanatsal bir sorumluluk olarak benimser. Osman Hamdi Bey’in türbe kapıları, mihraplar ve çinili iç mekânları konu alan tuvallerinin açtığı bu çağda Şevket Dağ, hocasının izinden giderek dini yapıları gündelik kullanımlarıyla, yaşayan birer ibadet mekânı olarak resmeder. 1909 tarihli bu tablosu, Ayasofya’nın avlusunda yer alan II. Selim Türbesi’nin giriş cephesini konu alır. Mimar Sinan’ın eseri olan türbe 1576–1577’de tamamlanır; portal nişini çevreleyen İznik çini panoları, 16. yüzyılın ikinci yarısında çini sanatının ulaştığı olgunluğu yansıtır.
Tablo, giriş kapısını dikey ve yakın bir çerçeveden sunar; bu tercih, yapının ölçeğini değil yüzeyini ön plana çıkarır. Beyaz zemin üzerinde mavi, turkuaz ve kırmızıyla işlenmiş natüralist çiçek ve rumi motifleriyle bezeli çini panolar kemere kadar yükselir, kapı kanatları ise sedef kakma kündekâri tekniğinin inceliğini sergiler. Kapının üzerindeki kuşakta inşa kitabesi okunur. Sararmış bir keten örtü kapının üst bölümünü örter; zemine bırakılmış terlik çiftleri ve bir baston, yapının hâlâ ziyaret edilen, yaşayan bir mekân olduğunu gösterir. Ressam, tablosunu hem Arap harfleriyle hem Latin alfabesiyle, ayrıca da "Constantinople" ibaresiyle imzalar. Resmin 1909'da yapılmış olması ayrıca belgesel bir anlam taşır: türbenin sol portal panosunun Fransız diş hekimi Albert Sorlin-Dorigny tarafından sökülerek 1895'te Louvre'a satılmış olduğu düşünüldüğünde, bu tablo aynı zamanda dönemin parçalanmış mimari mirasının tanığıdır.
Detaylar
Boyutlar:
95.5 x 58.5 cmMalzemeler:
Tuval üzerine yağlıboyaBulunduğu Yer:
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (Emirgan, İstanbul, Türkiye)Obje Numarası:
200-0007-SDTelif Hakkı:
© Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesiİlgili Eserler