Ölümünün 500. yılı Münasebetiyle Şeyh Hamdullah

Prof. Dr. Muhittin Serin*


 

*Prof. Dr. Serin, 29 Mayıs Üniversitesi, İslam Tarihi ve Sanatları Bölüm Başkanı’dır. Prof. Dr. Zeren Tanındı ile birlikte, “Ölümünün 500. Yılında Şeyh Hamdullah” sergisinin bilimsel danışmanlığını yapmıştır.

Hat, Allah kelamı Kuran-ı Kerim’i güzel yazma titizliği inancı ve gayretinin sonucu yüzyıllar içinde sanat seviyesine yükselmiş, gelişmiş İslam’ın güzel yüzü, İslam medeniyetinin dili ve sembolü haline gelmiştir.

Bu arada farklı kullanım alanlarıyla pek çok yazı türü ve ekolleri ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında tarihte, İslam dünyasında hükmünü en uzun sürdüren, Osmanlı hat mektebi olmuştur.

Bu ekolün kurucusu dahi sanatkâr Şeyh Hamdullah b.  Mustafa Dede, hat sanatında yeni bir altın çağı başlatmıştır. Şeyh  Hamdullah hem şahsiyeti ve manevi mevki bakımından, hem de yazdığı, ömrünü vakfettiği sanat şaheserleri; kırkyedi Kuran-ı Kerim, cüzler, ilmi eserler, yazı albümleri, yüzlerce kıtalarıyla, Osmanlı medeniyetinin unutulmayacak, en parlak abide simalarından biridir.

Şeyh Hamdullah, hat sanatında geçmiş üstatların bilgi ve tecrübelerini alarak kendi sanat dehasıyla yeni bir çığır açtı. Altı çeşit İslam yazılarının her birinde usûl ve kurallar ortaya koydu. Harflerin fizyolojisi yani harflerin kuruluş biçimini, bünye yapısını, kalem kalınlığına göre harflerin en ve boylarını, kesin klasik, matematik ve geometrik ölçülerini sanat gücü ve sezgisiyle belirlemeyi başardı. Ayrıca satır düzeninde harflerin, kelimelerin, terkiplerin belli bir açıyla satıra akışı yazıya hareket ve canlılık kazandırdı. Bütün bu sanat değerleri ve daha pek çok sanat unsurları Şeyh Hamdullah hattına ekol olma özelliği kazandırdı.

Ayrıca Şeyh Hamdullah’ın üslubunda genel olarak görülen ahenk, letafet, ruh okşayıcı ince bir güzellik, çizgilerde sezilen ulvi bir heyecan ve mana, seyredeni hayranlık içinde bırakır. Şeyh Hamdullah’ın hattından akseden dış ve iç ahenk, hattına ekol olma vasfını kazandırmıştır.

Şeyh, çağdaş hattatları da büyük ölçüde etkilemiş, çevresinde geniş bir hat muhiti oluşmuştur. Şeyh’in hat sanatında ortaya koyduğu kurallar ve eserleri günümüze kadar İslam dünyasında yetişen hattatlara ve gelecek nesillere en güzel örnek olmaya devam edecektir. Şeyh üslubunu takip eden usta hattatları “Şeyh gibi yazdı” diyerek daima övmüş, takdir etmişlerdir.

Bir sanat eserindeki şekil ve mana bütünlüğünü, ahengini kavrayabilmek için, merak edip eser hakkında etraflıca bilgi sahibi olmak gerekir. Sonra maddi şekillerin, çizgilerin, renklerin özündeki latif manaya ulaşmak, şaheserleri meydana getiren dini, milli, beşeri zevk ve heyecanı sezmek gerekir.

Sonra sevmek ve korumak duygusu gelir. Bilmeden, tanımadan gönlümüzde sevgi ateşi yanmaz; sevmeden de koruma duygusu ve fikri gelişmez. Topkapı Sarayı Kütüphânesi’nde Şeyh Hamdullah murakkaları üzerinde inceleme yaptığım günlerden bir gün, Filiz Çağman yanıma geldi. İç dünyasının derinliklerinden gelen bir sesle: “Şeyh Hamdullah Dedem!” diyerek Şeyh’e ve eserine duyduğu sevgi ve hasret duygusunu dile getirmişti. Şeyhle ve onun eserleriyle beraber yaşardı.